Nedir.Org *
admin

Kuvayi Milliye Destanı Nedir

Okunma : 2152
"Kuvayi Milliye Destanı", Nazım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı'nı baplar halinde anlattığı destandır. Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye'yi 1939'da yazmaya başlar, 1941'de bitirir. Yapıtın sonunda "939 İstanbul Tevkifhanesi, 940 Çankırı Hapisanesi, 941 Bursa Hapisanesi" diye bir not bulunmaktadır.[1]
A. Kadir, Nazım Hikmet'in İstanbul Tevkifhanesi'nde yatarken kendisini ziyarete gelen dostlarından Gazi Mustafa Kemal'in Nutuk'unu istediğini, kitap geldiğinde heyecanla okuyarak çalışmaya başladığını aktarmıştır.[1]
Yapıt Türkiye'de ilk kez 1965 yılında "Kurtuluş Savaşı Destanı" adı ile Yön Yayınlarınca yayımlanır. Daha sonra yine "Kurtuluş Savaşı Destanı" adı ile 1973'te, 1975'te de yayımlanır ve "Kuvayi Milliye/Destan" adı ile ilk kez Bilgi Yayınlarınca Temmuz 1968'de yayımlandı.[2]
Destan şu dizelerle başlayıp sona ermektedir:
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hâkim,
ve çocukturlar

ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Onlar ki uyup hainin iğvasına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.
Kuvayi Milliye Destanı, bir tiyatro eseri olarak da sahneye konulmuştur.

Kuvayi Milliye Destanı (Özet)


başlangıç 

onlar 

onlar ki toprakta karınca, 
suda balık, 
havada kuş kadar 
çokturlar; 
korkak, 
cesur, 
câhil
hakîm 
ve çocukturlar 
ve kahreden 
yaratan ki onlardır, 
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır. 

onlar ki uyup hainin iğvâsına 
sancaklarını elden yere düşürürler 
ve düşmanı meydanda koyup 
kaçarlar evlerine 
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler 
ve yeşil bir ağaç gibi gülen 
ve merasimsiz ağlayan 
ve ana avrat küfreden ki onlardır, 
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır. 

demir
kömür 
ve şeker 
ve kırmızı bakır 
ve mensucat 
ve sevda ve zulüm ve hayat 
ve bilcümle sanayi kollarının 
ve gökyüzü 
ve sahra 
ve mavi okyanus 
ve kederli nehir yollarının, 
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı 
bir şafak vakti değişmiş olur, 
bir şafak vakti karanlığın kenarından 
onlar ağır ellerini toprağa basıp 
doğruldukları zaman. 

en bilgin aynalara 
en renkli şekilleri aksettiren onlardır. 
asırda onlar yendi, onlar yenildi. 
çok sözler edildi onlara dair 
ve onlar için : 
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur, 
denildi. 

birinci bap 


yıl 1918-1919 
ve 
karayılan hikâyesi 

ateşi ve ihaneti gördük 
ve yanan gözlerimizle durduk 
bu dünyanın üzerinde. 
istanbul 918 teşrinlerinde, 
izmir 919 mayısında 
ve manisa, menemen, aydın, akhisar : 
mayıs ortalarından 
haziran ortalarına kadar 
yani tütün kırma mevsimi, 
yani, arpalar biçilip 
buğdaya başlanırken 
yuvarlandılar... 
adana
antep, 
urfa, 
maraş : 
düşmüş 
dövüşüyordu... 

ateşi ve ihaneti gördük. 
ve kanlı bankerler pazarında 
memleketi alaman'a satanlar, 
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar 
düştüler can kaygusuna 
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından 
karanlığa karışarak basıp gittiler. 
yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet, 
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat, 
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat, 
iki kat soyulmamak için. 

ateşi ve ihaneti gördük. 
murat nehri, canik dağları ve fırat
yeşilırmakkızılırmak
gültepetilbeşar ovası, 
gördü uzun dişli ingiliz'i
ve aksu'yla köpsu
karagöl'le söğüt gölü 
ve gümüş basamaklı türbesinde yatan 
büyük, âşık ölü, 
şapkası horoz tüylü italyan'ı gördü. 
ve çukurova
kıyasıya düzlük, 
uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya 
ve seyhan ve ceyhan 
ve kara gözlü yürük kızı, 
gördü mavi üniformalı fransız'ı
ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte. 
eşraf ve âyân ve mütehayyizânın çoğu 
ve ağalar : 
bağdasar ağa'dan 
kellesi büyük mehmet ağa'ya kadar, 
düşmanla birlik oldular. 
ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp, 
gelinlerin ırzına geçip, 
çocukları öldürüp 
ve istiklâli yakıp yıktıkça düşman, 
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan 
ve çığ gibi çoğaldı çeteler 
ve köylülerden paşalar görüldü, 
kara donlu köylülerden. 
ve bizim tarafa geçenler oldu 
tunuslu ve hindli kölelerden. 
ve türkistanlı hacı ahmet, 
kısık gözleri, 
seyrek sakalı, 
hafif makinalı tüfeğiyle 
dağlarda bir başına dolaştı. 
ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşamüstü 
ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin, 
ne zaman sıkışsa bizimkiler, 
peyda oluverdi, yerden biter gibi o 
ve ateş etti 
ve düşmanı dağıttı 
ve kayboldu dağlarda yine. 

ateşi ve ihaneti gördük. 
dayandık
dayandık her yanda, 
dayandık izmir'de, aydın'da, 
adana'da dayandık, 
dayandık, urfa'damaraş'taantep'te

antepliler silâhşor olur, 
uçan turnayı gözünden 
kaçan tavşanı ard ayağından vururlar 
ve arap kısrağının üstünde 
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar. 

antep sıcak, 
antep çetin yerdir. 
antepliler silâhşor olur. 
antepliler yiğit kişilerdir. 

karayılan 
karayılan olmazdan önce 
antep köylüklerinde ırgattı. 
belki rahatsızdı, belki rahattı, 
bunu düşünmeğe vakit bırakmıyordular, 
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi 
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar. 
yiğitlik atla, silâhla, toprakla olur, 
onun atı, silâhı, toprağı yoktu. 
boynu yine böyle çöp gibi ince 
ve böyle kocaman kafalıydı 
karayılan 
karayılan olmazdan önce. 

düşman antep'e girince 
antepliler onu 
korkusunu saklayan 
bir fıstık ağacından 
alıp indirdiler. 

altına bir at çekip 
eline bir mavzer 
verdiler. 

antep çetin yerdir. 
kırmızı kayalarda 
yeşil kertenkeleler. 
sıcak bulutlar dolaşır havada 
ileri geri... 

düşman tutmuştu tepeleri, 
düşmanın topu vardı. 
antepliler düz ovada 
sıkışmışlardı. 
düşman şarapnel döküyordu, 
toprağı kökünden söküyordu. 
düşman tutmuştu tepeleri. 
akan : antep'in kanıydı. 

düz ovada bir gül fidanıydı 
karayılan'ın 
karayılan olmazdan önceki siperi. 
bu fidan öyle küçük, 
korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun, 
namlıya tek fişek sürmeden 
yatıyordu yüzükoyun. 

antep sıcak, 
antep çetin yerdir. 
antepliler silâhşor olur. 
antepliler yiğit kişilerdir. 
fakat düşmanın topu vardı. 
ve ne çare, kader, 
düz ovayı antepliler 
düşmana bırakacaklardı. 

«karayılan» olmazdan önce 
umurunda değildi karayılan'ın 
kıyamete dek düşmana verseler antep'i
çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar. 
yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi, 
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar. 

siperi bir gül fidanıydı onun, 
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun 
ak bir taşın ardından 
kara bir yılan 
çıkardı kafasını. 
derisi ışıl ışıl, 
gözleri ateşten al, 
dili çataldı. 
birden bir kurşun gelip 
kafasını aldı. 
hayvan devrildi kaldı. 

karayılan 
karayılan olmazdan önce 
kara yılanın encâmını görünce 
haykırdı avaz avaz 
ömrünün ilk düşüncesini . 
«ibret al, deli gönlüm, 
demir sandıkta saklansan bulur seni, 
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.» 

ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp 
bir tarla sıçanı kadar korkak olan, 
fırlayıp atlayınca ileri 
bir dehşet aldı anteplileri
seğirttiler peşince. 
düşmanı tepelerde yediler. 
ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp 
bir tarla sıçanı kadar korkak olana : 
karayilan dediler. 

«karayılan der ki : harbe oturak, 
kilis yollarından kelle getirek
nerde düşman varsa orda bitirek
vurun ha yiğitler namus günüdür...» 

ve biz de bunu böylece duyduk 
ve çetesinin başında yıllarca nâmı yürüyen 
karayılan'ı 
ve anteplileri 
ve antep'i 
aynen duyup işittiğimiz gibi 
destânımızın birinci bâbına koyduk. 

İndir

Kuvayi Milliye Destanı Tamamını İndir

Kaynakça

^ a b Bezirci, Asım: Nazım Hikmet, Dört Hapisaneden, Kuvayi Milliye/Destan, Tüm Eserleri 4, Şiirleri 4, İstanbul 1978, s. 261.
^ Bezirci, Asım: Nazım Hikmet, Dört Hapisaneden, Kuvayi Milliye/Destan, Tüm Eserleri 4, Şiirleri 4, İstanbul 1978, s. 263-264.
^ Destanın sonundaki dizelerde "kitabımızda" diye geçmektedir.

Kuvayi Milliye Destanı Resimleri

  • 0
    Kuvayi Milliye Destanı 7 ay önce

    Kuvayi Milliye Destanı

  • 0
    Kuvayi Milliye Destanı 7 ay önce

    Kuvayi Milliye Destanı

  • 0
    Kuvayi Milliye Destanı 7 ay önce

    Kuvayi Milliye Destanı

Kuvayi Milliye Destanı Sunumları

Kuvayi Milliye Destanı Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Kuvayi Milliye Destanı Ek Bilgileri

Bu yazıya sende yeni bilgi ekleyerek gelişmesine yardımcı olabilirsin..

Yazı İşlemleri
Sponsorlu Bağlantılar
Sen de Ekle

Sende, bu sayfaya

içerik ekleyerek

katkıda bulunabilirsin.

(Resim, sunum, video, soru, yorum ekle..)
Facebook Grubumuz